Xjtechnologies tarafından geliştirilen nesne tabanlı simülasyon ortamı AnyLogic’in 6. versiyonu bu yıl içinde piyasaya sürüldü.
AnyLogic piyasanın önde gelen simülasyon ortamı Arena‘dan özellikle nesne tabanlı olmasıyla ayrılıyor.

Tamamıyla java ortamında geliştirilmiş olan AnyLogic’te yazılan simülasyonları java kullanarak özelleştirmek mümkün.

Arena genel olarak kullanımı kolay bir yazılımdır. Eğer simülasyon bilginiz varsa 2-3 saat içinde orta seviyede simülasyon yazabilirsiniz. AnyLogic’in kullanımıysa o kadar kolay değil. Eğer AnyLogic ekibi tarafından verilen 3 tam gün süren eğitimlerden birine katılırsanız orta seviyede simülasyonlar yazmaya başlayabilirsiniz. Ancak ileri seviye simülasyonlar için oldukça tecrübe gerekiyor.

Bu eğitimlerden bir tanesinde tanıtılan bir çağrı merkezi modelini 10 dakikalık bir video olarak kaydettim. Buraya tıklayarak demoyu izleyebilirsiniz.

Kısacası, Anylogic 6 bütün simülasyon uzmanlarının en azından giriş seviyesinde bilmesi gereken bir simülasyon ortamı. Özellikle nesne tabanlı oluşuyla pek çok rakip yazılımdan farklı bir eksene sahip.

Adobe şu aralar önemli bir çalışmayı sonuçlandırmak üzere. Flash player 9′un yeni güncellemesi H.264 ile sıkıştırılmış videoları da oynatabilecek.

Flash player bugüne kadar Sorenson ve On2 codecleriyle kodlanmış videoları oynatabiliyordu ve On2′nun Sorenson’dan daha iyi bir sıkıştırma formatı olduğu biliniyordu. Ancak On2 codec’ini kullanabilen yazılımlar oldukça kısıtlı ve pahalı olduğundan piyasaya yayılma hızında problemler yaşanıyordu. Sorenson’un kalitesi daha düşük olsa da onun da fiyatları yine çok yüksekti. Sanıyorum flash playerın piyasadaki önderliğini kesinleştirmek isteyen Adobe desteklediği codecler arasına H.264′ü de eklemeye karar verdi.

H.264 video sektöründe bilinen bir codec. Her ne kadar On2 kadar iyi sıkıştırma kapasitesine sahip olmasa da çok da geride kalmıyor, ayrıca görüntü kalitesi olarak On2′yla başabaş olduğunu söyleyebiliriz. “Full screen” mod’a geçildiğinde de H.264′ün daha iyi performans verdiği söyleniyor. H.264′ün son bir özelliğiyse iPod tarafından da desteklenmesi. Bu sayede sektördeki firmalar tek bir encoding yazılımı kurarak hem iPod’larda hem de web sitelerinde çalışacak videolar üretebilmiş olacaklar.

H.264 encoding’i yapan ücretsiz yazılımlara bir örneği videolan.org‘da bulmak mümkün.

Understanding and Using Linear Programming

Bu yazıda Jirí Matousek ve Bernd Gärtner tarafından 2006′nın sonlarına doğru yayınlanmış “Understanding and Using Linear Programming” başlıklı kitabı kısaca tanıtmaya çalışacağım.

Öncelikle bugüne kadar okuduğum en anlaşılır teorik lineer programlama kitabı olduğunu yazmalıyım. Lineer programlama kitapları genelde ikiye ayrılırlar. Ya çok teorik olanlar ya da çok basit olanlar. Teorik olanlar başından sonuna kadar matematik formüllerle lineer programlamayı anlatırlar ve çok dar bir okuyucu kitlesine hitap ederler. Basit olanlarsa genelde lisans seviyesine hitap ederler ve lisansüstü öğrencilerine pek bir faydaları olmaz. Oysa bu kitap hem teorik hem de anlaşılır olmayı başarmış. Kitaba başlarken sadece lineer cebir bilginizin tam olması yeterli. Eğer önce lineer cebir konusunda kendinizi geliştirmek istiyorsanız Gilbert Strang‘in kitabını ya da Schaum’s Outline‘ın yayınladığı kitabı tavsiye ederim.

Matousek ve Gärtner’in kitabına geri dönersek, kitap lineer programlama dışında hiçbir konuya girmiyor. Önce lineer programlamanın nerelerde kullanılabileceğini anlatılıyor. Ardından da simplex’i basit bir şekilde ama teorik olarak açıklıyor. İlgilenenler için gerekli ispatları da gösteriyor. Sonra duality teorisinin nereden kaynaklandığını anlatıyor ve bu sayede temel konuları bitirmiş oluyor. Sonrasında ilgilenenler için ellipsoid metodunu ve interior point metodlarını anlatıyor ve en son olarak da biraz daha ileri seviye örnekler vererek kitabı bitiriyor.

Kısaca bugüne kadar okuduğum en iyi lineer programlama kitabıydı. Lisansüstü eğitimine başlayan her endüstri mühendisine mutlaka tavsiye ediyorum.

Steve Fossett

Steve Fossett dünyanın önde gelen maceracılarından biri. En bilinen rekorlarından biri tek başına uçakla dünyanın çevresinde uçmuş olmasıdır. Fossett’tan, 3 Eylül 2007′de Nevada’da tek başına çıktığı uçak yolculuğundan bu yana haber alınamıyor.

Fossett’ın uçtuğu tahmin edilen bölgeyi onlarca uçak taramasına rağmen izine rastlanamadı. Şimdiyse internet kullanıcıları çok enteresan bir yöntemle aramaya destek veriyorlar. Amazon’un “Mechanical Turk” isimli servisine bölgeye ait 100bin üzerinde yeni çekilmiş uydu fotoğrafı yüklendi. Fotoğrafların her biri 85 metreye 85 metreye bir alanı gösteriyor. Örnek bir fotoğrafı aşağıda solda görebilirsiniz.

Mechanical Turk

Sistem genel olarak şöyle istiyor. Önce www.mturk.com ‘a kaydoluyorsunuz. Ardından yukarıda göreceğiniz sarı Steve Fossett kutusunun içindeki linke tıklıyorsunuz. Size bir resim gösteriliyor. Yukarıda “Accept Hit”e bastığınızda bu resim üzerinde değerlendirme yapma hakkınız oluyor. Aşağıdaki iki seçeneğiniz var: “Bu resimde önemli bir şey var” ve “Bu resimde önemli bir şey yok”.

Daha önce de İnternet üzerinde pek çok kullanıcıyı bir araya getirip belli bir probleme çözüm bulunmaya çalışıldığı olmuştu. Ancak ilk kez aciliyeti bu kadar yüksek bir konu üzerinde böyle bir uygulama görüyorum. Eğer bu hızla gidilirse bir gün içinde bütün resimler İnternet kullanıcıları tarafından kontrol edilmiş olacak. Son derece çarpıcı.

Bu yazıyı 1 Mart 2007′de yazmıştım. Yayınlamak bu siteye kısmetmiş. Yazının editöryel kontrolünü Murat Ağırtaş yapmıştır.

Dünya 90’lı yıllarda İnternet’le tanıştığında aslında İnternet’in ilk versiyonunu kullandığını bilmiyordu. Ta ki Tim O’Reilly Web 2.0 diye bir kavram icat edip hepimizi aydınlatana kadar. Meğer İnternet’in ilk versiyonu olan Web 1.0’ı kullanmaktaymışız da haberimiz yokmuş.

O’Reilly’nin Web 2.0 olarak nitelendirdiği “yeni nesil internet”, kullanıcıyı ön plana çıkaran, içeriği kullanıcıya çok daha anlaşılır arayüzlerle sunan bir yapıya sahip. Üstelik Ajax ve Atlas benzeri yeni yazılım yöntemleriyle daha da hızlı.

Web 2.0: Devrim değil evrim
Web 1.0’dan 2.0’a geçerken büyük bir altyapı değişimi yaşamadık aslında..
“Peki Ajax? O da mı yeni değil?” denilebilir. Aslında o da tam anlamıyla yeni değil. Hakkı Öcal geçtiğimiz yıl “Byte”taki köşesinde(Mayıs, 2006) Ajax’ın aslında zaten varolan teknolojilerin yeniden harmanlanmasından oluştuğunu çok güzel bir şekilde açıkladı. Yani Web 2.0 aslında devrim değil evrimdir ve temel aldığı özel bir altyapı yoktur. Evrimi geçiren de temel olarak İnternet yazılımcılarıdır. Yaptıkları işte uzmanlaşıp web 2.0’ı ortaya çıkarmışlardır.

İlk sinyalleri 2005’te görülmeye başlayan bu evrim YouTube ve Flickr gibi sitelerle dünyayı o kadar çok etkiledi ki dijital bölünmenin “dijital” tarafında kalan toplumların hayat alışkanlıkları bile değişti. Örneğin, Amerika’nın büyük televizyon kanallarının dizi tekrarlarını İnternet’te yayınlamayı kabullenmeleri, bütün haber kurumlarının kullanıcı yorumlarına ve bloglara yer vermeleri çok önemli gelişmeler. Dünyaca ünlü Time dergisinin bu sene yılın insanı olarak “Sen”i seçmek zorunda kalması da bu evrimin medyaya önemli yansımalarından biridir.

Web 3.0 nasıl olacak?
Web 2.0 kavramıyla tanışan ve içeriğini anlayan pek çok kişinin kafasında bugünlerde “Peki Web 3.0 nasıl olacak?” sorusu var. Victoria Shannon, “International Herald Tribune”de çıkan makalesinde bu konuya kuvvetli bir ışık tutuyor. İnternet’in muciti olarak adlandırılan Tim Berners-Lee, Shannon’un Web 3.0’ın önemli bir bölümünün Semantik Web’den oluşacağına dair düşüncelerine katılıyor.

Semantik Web
Şu ana kadar Web 3.0’ın adını “Semantik Web” olarak koymaya cesaret edebilen pek kimse yok. Bu durumun ender istisnalarından biri “The Semantic Web” isimli kitabıyla Bo Leuf. Bo Leuf, kitabında Semantik Web’i doğrudan Web 3.0 olarak nitelendirmiş. Ancak bu isimlendirmeden kaçınanları da anlayışla karşılamak gerekir. Semantik Web’in hayata geçmesinin 10 sene bile sürebileceği tahmin ediliyor ki bu süre içinde Tim O’Reilly veya başka bir yazarın Web 3.0’ı Semantik Web dışında başka bir teknoloji veya çalışma tarzıyla özdeşleştirmesi şaşırtıcı olmaz. Kesin gözüyle bakılan tek şey Semantik Web’in İnternet’i yeniden baştan yapılandıracak bir çalışma olduğu.

Artık yavaş yavaş bilgisayarların sadece arayüz olduğu, gerçek bilgisayarların İnternet üzerinden eriştiğimiz serverlar olduğu bir ortama doğru geçiyoruz. Semantik Web’in mantığı aşağı yukarı bu. Geçiş tamamlandığında artık bilgisayarlarımızda sadece gizli ve kaybetme riski alamayacağımız dosyaları saklar olacağız.

Semantik Hayat
Bir sonraki noktada artık Semantik, Web’in ta kendisi olacak. Yani “makinelerin birbirleriyle konuştukları” bir yapıya geçmiş olacağız.
İşte bu yeni dünyadan kısa bir kesit: Diyelim ki hastasınız ve işe gidemeyeceksiniz. Tek yapmanız gereken web tabanlı takvim programınıza bağlanıp “hastayım” sihirbazını aktive etmek… Sihirbaz size rahatsızlığınızı, doktor randevusu isteyip istemediğinizi, işe gidip gitmeyeceğinizi soracak. Verdiğiniz cevapların ardından makineler arası iletişim başlayacak. Doktorunuzun inbox’ına bir mesaj düşecek ve bu mesaj doktorunuza bugün içinde size randevu verip veremeyeceğini soracak. Doktorunuz randevu verdiğinde size hemen bir mesaj gelecek ve telefonunuz çalacak. Telefondaki sesli yanıt sistemi hastaneye gelip gelemeyeceğinizi soracak. Eğer kendinizi iyi hissetmiyorsanız ambulansınız otomatik olarak rezerve edilecek.

Yukarıdakiler belki şu an hayal gibi gelebilir. Ancak bu uygulamalar sandığınızdan çok daha yakınlar. Bu yazıyı daha anlaşılır kılmak açısından Semantik Web’in teknik altyapısını pek ele almadık ancak sistemi daha yakından tanımak isteyenler için öğrenilmesi gereken bazı kavramları şu şekilde listeyebiliriz.

  • OWL (Web Ontology Language)
  • RDF (Resource Description Framework)
  • XML (Extensible Markup Language)

    Konu üzerinde yazılmış başlıca kitaplar olarak da ilgilenenlere şu kitapları önerebiliriz.

  • “The Semantic Web” - Bo Leuf
  • “Semantic Web Technologies” - John Davies, Rudi Studer, Paul Warren
  • “Industrial Applications of Semantic Web” - Max Bramer ve Vagan Terziyan

    2007 bitmeden Semantik Web’in hayatınıza yavaş yavaş nüfuz etmeye başladığını göreceksiniz. Bu sürecin tamamlanması belki yine bir evrim şeklinde olacak, belki de bu kez hızlı bir devrimle yepyeni bir internet altyapısına kavuşacağız. Bunu beraber göreceğiz. Kesin olan bir şey var ki Semantik Web’le hayat çok daha kolay olacak ve bu hayat hiç de uzakta değil.

  • Macintosh Leopard

    Macintosh’un öve öve bitiremediği işletim sistemi OS X’in son sürümü Leopard’ın Ekim 2007′de piyasaya çıkacağı açıklandı.
    Aslında yılın bu dönemlerinde piyasaya çıkması beklenen Leopard Apple’ın mühendislerinin bir kısmını iphone’a kaydırmasından dolayı geç çıkacağı belirtiliyor.

    Apple özellikle Ipod’un getirdiği dinamizmi arkasına alarak bilgisayar dünyasını sarsmaya devam ediyor. Eğer aradığı çıkışı Leopard ile yakalayabilirse önümüzdeki 1-2 sene içinde Apple’ın sektördeki pazar payının %20′lere çıkması artık hayal olmayacaktır. Apple bunun için gerekli bütün altyapıyı hazırladı.

  • Sektörde marka bilinirliğini gerekli seviyeye getirdi.
  • Intel chiplerini kullanmaya başladı.
  • Bootcamp yazılımıyla windows’un da macintosh üzerinde kurulmasına izin verdi.
  • Fiyatlarını daha hesaplı yaptı.

    Apple’ın tasarımlarını çok seven müşteri olarak benim tek bir meselem var. Windows ile Macintosh arasında geçişler yapmak istemiyorum. Öte yandan artık “iki bilgisayarlı” bireylerin sayısı yavaş yavaş artmaya başlıyor. Böyle bir ortamda “kişisel” kullanımıma ayıracağım bilgisayarın macintosh olmaması için pek de bir sebep göremiyorum. Hatta tam aksine olması için pek çok sebep var. Şu adreste görebileceğiniz demo hakkaten Macintosh’un Windows’un fersah fersah önünde bir işletim sistemiyle karşımıza çıkacağının kanıtı.

    İlgilenenler için Macintosh’un satış adetleri ve pazar payına dair bazı bilgiler şu adreste okuyabilirsiniz. Gördüğünüz gibi pazar payları %2-3 arasında seyrediyor. Ancak bu rakam sizi aldatmasın. Eğer macintosh aradığı çıkışa geçebilirse “arkadaşlarının” Macintosh kullanmaya başladığını gören pek çok kişi PC laptop yerine macintosh laptopu tercih edecektir.

  • İlk yazı

    Hayırlı olsun.
    Siftah yapıyoruz :)

    « Daha yeni yazılar